Aşka Dair – Berkan Çalışkan



Önceden ilk görüşte aşk vardı, şimdi ilk öpüşte aşk var; biz dokunmaya kıyamazdık şimdikiler dokunamadığına kıyıp atıyor…

Daha önceki bir yazımda da bahsetmiştim, hayatımıza yön veren üç temel esas vardır diye; dürtüler, duygular, ve düşünceler. Yaşımıza göre ağırlıkları değişir hayatımızda, büyümek dediğimiz şey aslında hangisinin tesiri altında ne kadar kaldığımızla alakalı bir kavramdır. Ergenlik dediğimiz dönemde dürtülerle başlayan macera yerini duygulara ve akabinde elde edilen tecrübeler neticesinde salt akıla bırakır. ikili ilişkilerimize yön veren süreç bundan ibarettir çoğu zaman ve bu akışın içinde gerçekleşen ve ender rastlanan büyük sürprizleri saymazsak tabii…
Masa başı aşklar yaşanıyor artık dünyada, sadakat telefon şarjımızla doğru orantılı olmuş ki sadakatsizliğimize de sebep onlar değillermiş gibi. çok değil daha on yıl öncesine kadar çaldırıp kapatmalarımızda gizliydi sevdiğimizi düşündüğümüzü göstermek. bir sms atmanın anlamı o denli büyüktü bir sevgi göstergesi olarak. Şimdi binlerce sms onlarca gb internet paketinin arasında sıkışıp kalmış durumdayız. Dakika başı rapor almak suretiyle her defasında teyit ediyoruz birbirimize olan güvensizliğimizi. Oysa mektupla haberleşen insanlar vardı yirmi yıl öncesine kadar, elli yıl öncesine kadar aylarca görüşemeyen sevdalılar vardı ne bir mektup ne bir haber alamadan yıllarca birbirini bekleyen ve zihninde hiçbir  şüpheye yer vermeyen insanlardı bunlar, sadıklardı.
Teknolojiyle yeniden şekillendi her şey, şimdi çoğunlukla sıvarmda çekin yapıp instegram hesabından fotografları layklamakla başlıyor aşk denilen ilişkiler, masa başı aşklar yaşıyoruz çoğu zaman. Gerçek dünyadan bi haber kendi sanallığına tutsak, yapay çeperlerini gerçeğin şiddetiyle örselememiş, sınamamış ilişkiler her yanımızı saran. ama beklentiler hala geçmişten devraldığımız gibi duruyor, hala sevgi bekliyoruz, hala saygı bekliyoruz, sadakat bekliyoruz bir parça da olsa dürüstlük pekliyoruz karşımızdakinden. Ama niyet-i halise baktığımızda en azından taraflardan birisi karşısındakini etten başka bir şey olarak telakki edemiyor. Şehvi duygularıyla şahlanan sözcüklerini duygusal bir kaç kelimeyle maskelemek suretiyle adeta bir yırtıcı hayvanın avına yaşkaştığı gibi sinsice yaklaşıyor karşısındaki insana pek çoğu.
Hülasa bedene indirgendi aşk dediğimiz o mukaddes duygu, görmeden sevmelerin yerini göz göre göre ihanet aldı. Şimdi eşini geride bırakıp yıllarca savaşan insanların iç huzurunu düşünmeden edemiyorum. Şimdi sen kapıdan çıkar çıkmaz pencereden ihaneti içeri alan sürüyle insanın serzenişleriyle bulanıyor midem. Kendisinin göstermediği hiçbir şeyi bekleme hakkı yoktur oysa insanın. Aşkı, sevgiyi, sadakati aramak ve özlemek diye bir şeye inanmıyorum bu çağda çünkü yerine getirmiyor kimse bunları. Açık konuşacağım bekaret denilen mefhumu muhafaza etmek bile gericilik diye telakki edilir olmuşken ve can dündarın da dediği gibi önüne gelen her insanı yatağa atmak niyetinde olanların bakire birer eş istiyor olması iyiden iyiye öfkelendiriyor beni. Aşktan bahsediyorlar ama azizim açık konuşacağım inanmıyorum ban artık öyle bir şeyin varlığına.
Masa başı aşklar yaşanıyor artık dünyada, bir tık kadar yakın artık her şey bize ama onuru, sadakati ve dürstlüğü fersahlarca ötelemişiz adeta virüs koruma programınca karantinaya alınmış bu kavramlar hayatımızda. Şimdi milli olmanın gururunu yaşayan hemcinslerimin gayri ahlaki maceralarını dinlerken yüzüm kızarıyor onlar adına. Çürüyen ahlakın kokusu adeta yürüdüğüm her sokağa yayılmış, bunalrı söylerken bazıalrınız beni yobazlıkla suçlayacak içten içe bazılarınız belki ayakta alkışlayacak işte tam da budur diye. Ama kendimizi kandırmanın alemi yok biliyorum hepimiz aynı temel noktada birleşeceğiz yine. Evlenilecek insan kalmadıya getireceksiniz lafı ilerde evlenilecek insan bırakmadığınızı unutarak. Kendi şeytanlığınızı medeniliğinizle maskelerken yoldan çıkardığınız insanların ahlaksızlığından dem vurarak temize çekeceksiniz.
Aşktan bahsedeceksiniz, ilk görüşte tavan yapan hormonlarınızı aşk diye nitelendireceksiniz her keresinde yeniden biliyorum ve artık duyup dinlemek istemiyorum ve aynı ihtirasla yineliyorum: Önceden ilk görüşte aşk vardı, şimdi ilk öpüşte aşk var; biz dokunmaya kıyamazdık şimdikiler dokunamadığına kıyıp atıyor…




                                                                                              Berkan Çalışkan
Konuk
Konuk

Konuk

Merdiven Altı İnsan Kaynakları Müdürlüğü Konuk Yazar Bürosu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir