Nalan Ve – Ekin Gökgöz

Naber? Aşağıda dürüst olmaya çalıştım.       Örümcekler sığacı seviyorlar. Geceleri insanların gölgeleri boylarından daha uzun oluyor. Yeterince sessiz bir odadaysan dışarıda rüzgarın yaprakları süpürdüğünü duyabiliyorsun. Gözlerini sımsıkı kaparsan bir süre sonra hatıralar zihninde nar lekeleri gibi beliriyorlar. Çok fazla koşarsan kaygıları geride bırakabiliyorsun. Mavi renk gerçekten sakinleştiriyor. Canın yandığında kulaklarını kapayıp Devamı…

Yüreğin En Issız Yerinden – Ekin Gökgöz

“Bunca üzüntüye sebep olan zavallı adam en üzücü durumda olan kişi. Kötücül tarafı yok edildiği ve iyi tarafı tinsel özgürlüğe kavuştuğu zaman ne kadar sevineceğini bir düşünün.” Dracula, Bram Stoker Esma Yıldız’ın Günlüğü 14.04.2019          Bunları Eceabat’tan dönüş yolunda, otobüste yazıyorum. Aslında İstanbul’a kadar beklemeye kararlıydım ama yerimde duramıyorum. Kafam Devamı…

Gerçek – Eren Ekim

   Nedir gerçek? diye sorsa kendisine, ağlamadan, yerlere kadar eğilip anlını Dünya’nın toprağına koyup yahut ellerini gökyüzüne kaldırıp boğazı acıyana kadar bağırmadan duramaz. Kendini kaybeder bir nevi. Gözleri kıpkırmızı kesilir, bedeni titrer, bir şey göremez olur. Herhangi bir uzvunu oynatsa şaşar kalır.    O an yapabildiği tek şey düşünmek olur. Düşündüğü şeyi Devamı…

Monika Rakseder’i Unutmak – Ekin Gökgöz

Ne kadar sancılıdır sana ıstırap veren şeyle yolları ayırmak. Ve nasıl da suskundur dünya! Robert Walser Monika Rakseder’i unutmak öyle kolay değil. Bir keresinde çivi çiyi söker diye düşünüp yüksek ve kayalık bir tepeden aşağı yuvarlanmıştım. Aşk insana böyle aptalca şeyler yaptırıyor işte.  Canım çok acımıştı; beynim delicesine zonkluyordu ve Devamı…

Yokoluş – Seçil Baş

Aralarda kaldığınız oluyor mu? Satırarasında kalmış şairin boğazlayarak susturduğu bir kelime misal, o kelimelerin hepsi sensin. Gökkubbeye bakıyorum sonra kalpler arası bir yalnızlık, bu yalnızlık benim. Sonra bir sırt ağrısı vuruyor geçmişten geliyor sisler arası. ’’Ah karemela şekerim’’ yolculuk gerek kıtalararası… Biricik istediğim sadelik epeydir. Sadelik çatısı olan sevgiler, huzurlar Devamı…

Kuyu – Merve Öztürk

    Önünde koskoca rahat bir yatak varken, neden rahatsız bir sandalyede oturur insan? Boş boş etrafa bakar. Kan çanağına dönmüş gözlerinden uyku akar. Karşısında kafasını rahatça koyup uykuya dalabileceği bir yatak dururken neden gıcırdayan eski bir sandalyeye oturur. Peki ya gerçekten sandalyenin rahatsız olduğunun farkında mı. Yatağa uzansa bile Devamı…

Edip Cansever’in Kaleminden

    Okuduğum ilk yapıt? Gördüğüm ilk film? Dinlediğim ilk ezgi? Bugün bunları anımsamam olanaksız. Gene de bu konuda bir iki söz söyleyebilirim. Okumaya, ciddi olarak okumaya 13-14 yaşlarımda başladım. O zamanlar kendime verdiğim bir söz vardı: Günde elli sayfadan az okumamak. Bu sözü eksiksiz gerçekleştirebildim mi, şimdi pek anımsayamıyorum. Devamı…

Tekparmak – Onur Tuncay

Resim: Zdzislaw Beksinski M.  “Asıl mesele orta parmak. Noksan olan diğer dörtlü mühim değil, bu orta parmak çizdi benim hayatımı. Gerçekten mi? Tiksinmez misin? Bak işte, kolum gayet normal ve diğeri kadar güçlü, ama parmaklarım öyle değiller. Orta parmak gelişirken diğer dördü büyümemeyi tercih etmişler. Elim, koluma yapışmış bir top Devamı…

Korkuluk – Onur Tuncay

             Michael Kerbow            Süvari, geniş omuzlarından süzülen altın sırmaları dalgalandırarak adeleli kollarıyla atının dizginlerini asıldı. Şapkasının altından görünen keskin gözlerini, kuytusunda durduğu uçsuz bucaksız ovanın üzerinde gezindirmeye başladı. Ova baştan aşağı buğday doluydu. İri, dolgun ve diri başaklar ikindi güneşinin Devamı…

Yoz – Medine Tek

                                                     İnsanların hayatları artık beni hiç şaşırtmıyordu. Onlara göre tepkisiz kütüğün tekiydim. Oysa beni tepki vermeye itecek birer hikayeleri yoktu. Ben de kendi hikayemi anlatmaya Devamı…

Şakacı – Onur Tuncay

Resim: Hans Holbein Tanrı, önceleyin ezel ve ebet arasındaki o muazzam boşluğun içinde yapayalnız duruyordu. İçten içe yaratıcı sıfatının olduğunu biliyor ve bunu hiç kullanmadığı için rahatsız oluyordu. Bir gün ne yaratabileceğini görmek istedi ve boşluğun içine fısıldadı: “Ol!” dedi. İşte, her şey bu şekilde var oldu. Tanrı, önünde boylu Devamı…

Rakı Günlükleri III – Medine Tek

“Ve hiç yaşanmamış hikayeler var. bence en güzelleri. o zaman  ellerini ceplerinden çıkar çünkü kahve söyledik.” Tanıştığı erkeklerden hikayeler çalan çirkin ayaklı bir kadındım ben. Ama bir gün öyle bir hikayeye rastladım ki içinden çıkamadım. Kendi yazdığım hikayenin yan karakteri oldum. Koca bir ahmak gibi debeleniyorum ölümlü bir adamı ölümsüz Devamı…