Ekin-gokgoz-merdiven-alti-yazar-magic-happens

Magic Happens – Ekin Gökgöz

Bakınca küçülüyor. Çocukken köydeki yaşlı adamlardan biri beni uzunca bir süre taciz etmişti. Sonradan onun Yasemin ablanın babası olduğunu hatırladım. Annem sağlık ocağında çalıştığından beni anaokulundan almaya Yasemin abla gelirdi ama o gün o bunak herif gelmişti. Durmadan ağzını şapırdatıp duruyordu; bu da beni arkadaşlarımın yanında utandırmıştı. Elimden tutup beni Devamı…

ekin-gokgoz-tanrim-kirilan-saclarindan-merdiven-alti-yazar

Tanrım Kırılan Saçlarından – Ekin Gökgöz

İÇERDEN KARARMIŞ 1994…2020,Vakıflar Abla… Taş olsa çatlar. Her şey sonunda konuşuyor. Yasemin abla uykusunda konuşurdu. Elleri tebeşir gibi beyazdı ve birini hep yatağın kenarından sarkıtırdı. Onu hastaneye kaldırdıklarında evin içinde gül kokusu vardı. Yatağın altına girip sesleri dinlemiştim.  Duvarın ardında birisi ağlıyordu. Karnımın orta yerinde kötü huylu bir şey köklendi. Devamı…

Karlar Düştüğünde Adımı Unutursun – Ekin Gökgöz

Mikail köye döndüğünde yağmuru da peşinde getirmişti. Usta birliğindeyken kışlanın soğuk gri duvarlarına buraları hep güneş altında resmederdi. Oysa şimdi mayısın ortasındaki yağış geçmişin hayaletlerini geri çağırmıştı. Anasını toprağa verdiği günü hatırladı; gün batımında boyunu aşan sarı sapların arasından yalınayak yürümüştü. Çocukluğun sonsuz gerçekliğinde kayboldu Mikail. Anıların acı tortusu damağına Devamı…

bilekten-kalbe-ekin-gokgoz-merdiven-alti-yazar

Bilekten Kalbe – Ekin Gökgöz

What is to give light must endure burning. Viktor Frankl Mazlum’u görseydiniz yüzündeki kederi sabunla yıkamak isterdiniz. Düş kırıklığının katıksız sureti gibiydi zavallı. Dalından kopup yere düşen her şey için iç çekerdi. Onu kaç kez kez köy mezarlığının duvarına yaslanmış ağlarken gördüm. Eğik bir mezar taşından farksızdı.  Sonra akşamları kahvede Devamı…

kabina-sigmayan-seyler-ekin-gokgoz-merdiven-alti-yazar

Kabına Sığmayan Şeyler – Ekin Gökgöz

Run to the rescue with love And peace will follow River Phoenix          Terapinin üçüncü ayında ilginç bir şey oldu. Nesnelerin içinden geçebildiğimi öğrendim.          Terapistim her zamanki neşeli yüzüyle elimi sıktı, yüzünde çiçekler açıyordu. Karşıma çıkan duvarları aşmaktan vazgeçtiğim için beni tebrik etti. Ona göre artık teslim olmayı öğrenmiştim. Devamı…

orada-almayan-seyler-ekin-gokgoz-merdiven-alti-yazar

Orada Olmayan Şeyler – Ekin Gökgöz

         Majid sahip olamayacağı şeyler için asla acı çekmezdi. Ona bunu nasıl yaptığını sordum. Bana inci gibi dişleriyle gülümsedi.          Canım arkadaşım benim. Acı çekmediğimi nerden biliyorsun?          Çünkü sen hep neşeyle keman çalıyorsun ve rengarenk kazaklar giyiyorsun.          Ama bu acı çekmediğim anlamına gelmez ki. Aksine ben acı çekmeyi Devamı…

yok-olan-seylerin-duvardaki-golgesi-ekin-gokgoz-merdiven-alti-yazar

Yok Olan Şeylerin Duvardaki Gölgesi – Ekin Gökgöz

Dövüştüm, Tanrılar meydanında, Ölümle el ele. Anonim          Yüzleşmek kor ateşten bir dağı tırnakla kazımaya benziyor. İnsan böyle şeylerle sınanıyor işte. Keşke koca evreni iki parmağımın arasında tutabilseydim. Böylece başını okşayabilirdim.          Benim iyi kalpli dostum canına kıymaya karar verdiğinde onu evinde ziyaret ettim. Son bir senede öyle küçülmüştü ki Devamı…

Müşfik Katarsis, Obsesif Sarkastik – Ekin Gökgöz

         Fotoğrafını çekiyorum. Fotoğrafını hep çekmek istemiştim. Bunu kayıtsızca kabulleniyor. Madem istiyorsun… Ama saçlarım güzel çıksın. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum.          Düşünme, kaybolma, yap, çek şu fotoğrafı, salak!          Çıplak dallardan birine asılmış sallanıyor, bacaklarını karnına çekmiş. Bu nasıl ağaç? Ne kadar çirkin bir ağaç bu? Grotesk ve çiğ… Beline Devamı…

Nalan Ve – Ekin Gökgöz

Naber? Aşağıda dürüst olmaya çalıştım.       Örümcekler sığacı seviyorlar. Geceleri insanların gölgeleri boylarından daha uzun oluyor. Yeterince sessiz bir odadaysan dışarıda rüzgarın yaprakları süpürdüğünü duyabiliyorsun. Gözlerini sımsıkı kaparsan bir süre sonra hatıralar zihninde nar lekeleri gibi beliriyorlar. Çok fazla koşarsan kaygıları geride bırakabiliyorsun. Mavi renk gerçekten sakinleştiriyor. Canın yandığında kulaklarını kapayıp Devamı…

Çocuklar Da Köpekleri – Ekin Gökgöz

Hapşırdığımda Gözden yitirdim birden,Tarlakuşunu  Yokoi Yayu “Sakat bir köpek vardı, hatırladın mı? Gri, kangal kırması bir şey.” “Onlardan çok vardı.” “Bunun arka bacağı kısaydı. Kral diye çağırırdık.” “Bana hepsi aynı gibi gelirdi.” “Öyleydi harbiden. Neyse işte. İnsan çocuk olmayı özlüyor.”    “Bence köpekler de çocukları özlüyordur.” “Evet. Belki de böyle düşünmek Devamı…

Yitik Ruhlar Korosu – Ekin Gökgöz

“Şişşt! Fış Fış! Kayıkçı! Buraya bak hele karşıdayım! Aha bu ince demir parmaklıkları görüyon mu çocuk? Burdan bir kafam görünüyor amına koyayım! Çükümün başı dudaklı bak hele! Yüzüme bak ne yapıyorum şimdi! Yeter daha bi gün daha tutamazlar burada beni. Alnımı görüyo musun alnımı?”          TUP! FFFRP! ŞIRRK! ŞIRK! ÇIRT! Devamı…

Levitation – Ekin Gökgöz

…hayat ne tuhaf, ne sırrına erilmez ve nadiren harika bir şeydi böyle. Undermajordomo Minor, Patrick deWitt Serap Ali’yi bulduğunda belki de yazın son gecesiydi. Şimdiden havada sonbaharın hüzünlü kokuları esmeye başlamıştı. Cırcır böcekleri uçsuz bucaksız tarlada aralıksız ötüyorlardı. Yıldızlar tepede cam kırıkları gibi ışıldıyor, Serap’ın güneş görmemiş yüzü ay gibi Devamı…