Stefan Zweig

Suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiç bir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta.. Duracak, görecek, hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla.
                                                                                                 Stefan Zweig

(1881 Viyana-1942 Petropolis/Brezilya), Avusturyalı hikâyeci ve denemeci. Yılmaksızın savunduğu savaş öncesi Avrupa kültürünün en karakteristik temsilcilerinden; bir umutsuzluk bunalımı sonucu ülkesinden uzakta karısıyla birlikte intihar etti. Tarih kişilerini, derin ruhsal çözümlemelerle yeniden yaşama getirerek psikolojik biyografiyi yarattı: “Fransız İhtilâlinde Bir Politikacının Portresi” (Joseph Fouché, 1929), “Marie-Antoinette” (1932), “Mary Stuart” (1935), aynı yöntemi büyük yazarlara da uyguladı: “Üç Büyük Adam İfritle Mücadele” (Der Kampf mit dem DŠmon, 1925), “Yıldızın Parladığı Anlar” (Sternstunden der Menschheit, 1928), “Amok” (Angst 1922), “Karışık Duygular” (Verwirrung der Gefühle, 1926) hikâyeleri ve “Acımak” (Ungeduld des Herzens, 1938) romanında, psikolojik çözümlemeyi aynı ustalıkla kullandı. Türkçeye çevrilen diğer eserleri arasında “Bir Kadının 24 Saati” (Vierundzwanzig Studen aus den Leben einer frau, 1934), “Satranç Oyuncusu” (Schach-novelle, 1942), “Dünün Dünyası” (Die welt von Gestern, 1942) sayılabilir.

Kaynak: www.dersimiz.com

Sosyal Medyada Paylaş
Merdiven Altı

Merdiven Altı

"Varlığımız Sırlarımızdan İbaret!"

View all posts by Merdiven Altı →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: