05:50 Uykusuzlukla Hiçbir İlgisi Olmayan Kamu Spotu – Cansu Şengün

Gökyüzüne bakıp bulutlarda asılı kalmak istediğini fark edemeden yine günlük hayatın telaşına kapılıp gitmekteydi. Sancılar çoğaldıkça başka bir el derinliklerine çoktan inmişti. Zaman bu kez umursamıyordu; çünkü artık kendisi de ne hissettiğini bilemiyordu. Acı tatlı bir an…  Derinde, dipte… Tuhaf bir şekilde bir yara daha açmak isteyip dağıldığına şahit bile olamıyordu. Sonra hepsinden tiksinip kendi utancına, kabuğuna geri dönüyordu. Filmlerdeki replikleri ezberleyip yine yıldızlarla konuşuyordu. Aynı şarkıda defalarca ağlıyordu. Farklı adamlarda farklı birini oynuyordu. Oynuyordu çünkü bunu hayat değil insanların ta kendisi öğretmişti. Mutluluk güzel bir şarkıydı fakat bir süre sonra zehirliyordu, allak bullak ediyordu. Sahi sırf küçük mutluluklar için çabalamak ve o an kendini yok saymak… Bunu hayat değil insanlar öğretiyordu. Defalarca bu cümleyi yineledi. Anladı nasıl olsa biri tarafından gerçekten sevilemeyeceğini, hissedemeyeceğini, kalbinin atmayacağını da. Evet, yaşamak güzeldi. Kalbin olmadan da insanları seveceğini öğretiyordu insanlar. Sevmenin “sev” köküyle alakası yoktu tabi onlar için. Kendini acıtmak çok pahalıya geliyor azizim. İnsanlar aç, insanlar yoksul, insanlar kemirgen, insanlar zehirleten… Kendimizi de buna dahil ettik çoğu zaman ve yine duvarlarımızı zırhlarımız ilan ettik.
Kim haklı veya haksız… Ne önemi var ki? Sonucu size ne veriyor, sizden ne alıyor? Düşünmemeyi prensiplerimize alalı çok olmadı mı? Doğru, bu senin kişisel oyunun. Kendi çemberinin dışında olmak nasıl bir duygu? O çemberde tüm sevdiklerin var ama sen çemberin dışındasın. Bir süre sonra bunda da kendini kötü hissetmiyorsun. Alışmak değil, umursamamak da değil. Sadece kifayetsiz kaldığın zamanlar ki bu kifayetsizliğe çoğu zaman şapka çıkartılır. Bu kifayetsizlikten çıkmak istemezsin. Çemberdekiler mutsuz olduğunu sanabilir ama inan yerinde olsalar mutluluğu o zaman gerçekten tanırlardı. Gerek yok onlar çemberdeki hallerinden memnun.
Kırılıp döküldüğün anlardaki maskeni yırtmamaya ne dersin? Gerçekliğin maskelerle ilgisi yok. Gerçekliği buna alet eden insanların yaptığı vicdan orgazmlarını duymaya, görmeye, anlamaya hiç gerek yok. Bunları okuduğunda da bana hak vermeni beklemiyorum. Kişisel gelişim uzmanı değilim. Tavsiyelerim yok. Hepsini yok ettin. Hepsini kemirdin. Beynimi, benliğimi kemirdin. Yine de kendimi her gün yeniden inşa edebilirim fakat seni, senleri yerle bir edebilirim. Ne anlam aramak, ne de soru işaretleri, ne de insanların kendilerini rahatlamak için yaptıkları vicdan orgazmları… Hiç, hiçbir şey…


                                                                                         Cansu Şengün


Konuk
Latest posts by Konuk (see all)
Sosyal Medyada Paylaş
Konuk

Konuk

Merdiven Altı İnsan Kaynakları Müdürlüğü Konuk Yazar Bürosu

View all posts by Konuk →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: