Feridun ve Anne – Ali Akkoç

Babam akşamları geç ve sarhoş gelir.

Bunu benle annem iyi biliriz.

Anne, diyorum, ben bir ölüyüm.

Gülüyor. Haklısın diyor sen bir ölüsün. O zaman hepimiz ölü değil miyiz?

Hayır anne.

Ölü olan yalnızca benim.

Anlat o zaman.

Nereden başlamalı anne?

En baştan başla.

Ne başı var ne sonu anne.

öyleyse sondan başla.

Sonu yaşamadım ki?

Sen ölü değil miydin.

Ölüyüm anne.

Anlat o zaman.

Neyi anne?

Ölümü…

Bırak da nefes alayım anne boğuluyorum.

Sigaranı yak.

Sen de yak anne.

Ölümü anlatacaksan içerim.

Doğduğum günü en iyi sen bilirsin anne. Ölümü de en iyi ben bilirim. İsmim Feridun. İsmimi babam koymuş. Dedemin ismi değil ama. Babamın tuttuğu takımın kaptanı Feridun. Üç kardeşiz. Diğer ikisi kız bir ben erkeğim. Evde en çok da benim nazım geçer. Kardeşlerin en büyüğü olmama rağmen.

Haklısın oğlum, en çok senin nazın geçer.

En çok da askere gittiğimde nazım geçmişti.

Biliyorum Feridun.

Askere gittiğimi hatırlıyor musun anne?

Ne çok ağlamıştık.

Bir de bana sor anne

Çay içer misin?

Annem çayı koymaya gitti. Ben sigara üstüne sigaramı yaktım.

Askerliğimi on başı olarak bir topçu alayında yaptım. Yirmi altı yaşındaydım. Benim üstümde bir çavuş bir teğmen bir de yüzbaşı vardı. Silahlıkta nöbette öldüm. Dayak yedim öldüm. Aç kaldım öldüm.

Askerlik sana yaradı Feridun.

Anne benimle alay mı ediyorsun?

Büyüdün adam oldun.

Askerlik benim için kocaman bir boşluk.

Boşluk ne Feridun.

İçini dolduramadığımız.

Sen doldurdun Feridun.

Ben değil anne sen doldurdun.

O zamanlar Eda’dan ayrılmıştın. Belki boşluk bu yüzdendir.

Eda nereden çıktı anne?

O da mı senin için kocaman bir boşluk.

Değil anne.

O zaman Eda ne?

Kızın ismi Eda. Görgülü, incecik… Buğday tenli. Henüz lise çağında. Ben henüz on yedi yaşındayım. Renkli zarflar içinde kokulu mektuplar. Her mektup yeni bir oyun içine gömüldüğüm. Uzun sürdü hem de upuzun. Kaç mektup yazdım kaç mektup aldım saymadım.

Biliyorum dedi annem.

Eda’yı kırdım. Belki hem o öldü o gün hem de ben. Mektuplar yırtıldı. Fotoğraflar… Anılar…

Annem çayları koydu.

Eda iyi kızdı feridun.

Bunu şimdi söylemenin sırası mı anne?

Neden sırası olmasın. Sen zaten bir ölüsün.

Eda hem çok güzel hem de sakin bir kızdı.

Eda da en çok neyi sevdin Feridun?

Ellerini sevdim anne.

Yalan söylüyorsun Feridun. Sen onu hiçbir zaman sevmedin.

Sevdim anne. Ölesiye hem bak ben bir ölü değil miyim?

Ölüsün ama sevsen terk etmezdin.

Sevişmek ölüm anne. Hem de her anı ölü. Zaten her saniye başlı başına bir ölüm değil midir? Sinemaya gitmek ölüm. Balık tutmak ölüm. Uyumak ölüm. Uyanmak ölüm.

Sigaralar yakıldı. Çaylar konuldu. Derin bir nefes aldım. Şimdi ben de bir ölüyüm. Hem de hiç kimsenin sahip olmadığı kadar.

Ölülerin üzerine güneş doğmaz mı anne?

Ölüler gömülür. Onların toğrağının üstüne doğar güneş.

Güneşi göremeyecek miyim anne?

Sen hiç güneşi gördün mü?

Görmedim anne.

Peki, neden soruyorsun.

Çocuk olsam sorardım. Şimdi bir ölüyüm hakkım yok buna, öyle mi?




Ali Akkoç




Görsel: pixabay.com/photos/road-sky-desert-landscape-nature-3133502/


Sosyal Medyada Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir