Aşkın ve Yabancılaşmanın Romanı “KÜRK MANTOLU MADONNA”

Kitabın Adı: Kürk Mantolu Madonna
Yazarı: Sabahattin Ali
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa: 160


“İnsanlar benden İNANMAK gibi bir kabiliyeti almışlar, her şeye rağmen onlara inanmayı tercih etmeme imkân var mı?” diye soruyordu Sabahattin Ali…
Türk öykücülüğünün en önemli yazarlarından biri olan ve kısa yaşamına sığdırdığı eserleriyle etkisi silinmeyecek izler bırakan şair, gazeteci ve yazar Sabahattin Ali’nin, 1943 yılında yazmış olduğu ‘Kürk Mantolu Madonna’ isimli eseri, toplum içinde fark edilmeyen insanları, yaşamın uçuculuğunu ve aşkın olanaksızlığını konu almaktadır.  
İNSAN temelli bir olgunun peşinde olan yazar Sabahattin Ali, bu eserinde özellikle insanın “yabancılaşma” sorununu romanın başkahramanı Raif Efendi’nin o saf yüzüyle ve belki de onun dünyadan uzak kişiliği ile gün yüzüne çıkartmaktadır. 
İşte tam da bu anlamda ‘Kürk Mantolu Madonna’yani Maria Puder, Raif Efendi’yi keşfeden ve tıpkı Raif Efendi gibi aşırı güvensizlik yüzünden yalnızlığa mahkûm olmuş bir başka karakterdir. 
Türk anlatı edebiyatının en nadide ve en zarif mücevherlerinden biri sayılan bu eser başta yazarın duygu ve düşüncesinde yer alan İNSAN temelinde sevgiye, aşka ve yalnızlığa değinmektedir.
Yazarın anlatıcılar yoluyla “yabancılaşma” sorununa dikkat çekmesi onu genel kabulün dışında bir yaşama ve felsefeye sürüklemektedir.
Zira yazar Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna isimli bu eserinde, toplum tarafından önemsenmeyen Raif Efendi’nin topluma karşı yabancılaşmasını ve yalnızlaşmasını psikolojik tahliller çerçevesinde şöyle dile getirmektedir:
“Kim olursa olsun, temasa geldiğim herkesi düşman ilan ediyorum. Bana yaklaşmak isteyenlerden kaçtım. Kendime en yakın bulduğum veya bulacağımı zannettiğim insanlar, benim en çok korktuklarım oldu.”
Doğa ve kent yaşamını aynı zamanda insanların statü ve etiket yarışını, insanların riyakârlığını, kurnazlığını ve zavallılığını “iğrençlik” olarak adlandıran yazara göre “İnsan dünyaya sadece yemek, içmek ve koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamaz!”
Ona göre “Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı, yaşamak için”
İnsanların görünmeyen yüzünü ortaya çıkaran, güçlü bir tutkunun resmi olan bu eser, benim için içimde yarım kalmış bir konuşmanın üzüntüsü gibidir…
Öyle ki bu eseri okumak, anlamak, yorumlamak, deneyimlenmiş bir aşk hikâyesi olduğunu bilmek, hayatın kıyıda köşede kalmış yönlerini ortaya sermek ve duygu yüklü ifadelerle karşı karşıya kalmak okuyan herkesi derinden etkileyecektir.
Çünkü herkes bilir ki, insanların en günahsızına kabahatlerin en ağırını yüklemek ve seven bir kalbi yüzüstü bırakmak asla affedilemez.
Ancak yazar bu eserde her şeye rağmen gerçek sevgiyi ve İNSAN’ı arama noktasında pes edilemeyeceğini vurgularken, gerçek insanı bulmak için merakın, gözlemin ve sabrın önemli olduğunu hatırlatacaktır.
Bu yüzden kitapta Raif Efendi şöyle der; “anladım ki insanlar birbirine ancak belirli bir hadde kadar yaklaşabiliyor ve işte ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor…”

Çevremizde kalabalıklar içinde yabancı ve yalnız olarak görülen ya da alelade olarak itham edilen insanların zengin bir iç dünyalarının olabileceği mesajını veren bu eseri okumanız dileğiyle…  


Not: Film severlere buradan bildirmek isterim. Usta yazarın en sevilen kitabı olan ‘Kürk Mantolu Madonna’ isimli bu eserin filme uyarlanarak 2016’da gösterime girmesi beklenmektedir. 



                                                                                       Gülden Çokkalender




Konuk
Latest posts by Konuk (see all)
Sosyal Medyada Paylaş
Konuk

Konuk

Merdiven Altı İnsan Kaynakları Müdürlüğü Konuk Yazar Bürosu

View all posts by Konuk →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: