Kasaba Huzurundan Şehir Çılgınlığına – Metehan Gümüş


Küçük kasabaları çoğumuz görmezden geliriz. Yeşil ve mavi en çok oralarda hayat bulur oysa. Sıcağı ve soğuğu iliklerimize kadar hissederiz. Kasaba insanları yaşama dokunurlar ve onu hissederler. Hele birde deniz kıyısındaysa bu kasaba… Gençliklerinden ölümlerine kadar farklı bakar farklı görür ve farklı düşünürler. Çünkü insan yaşamının sadeliği ve gerçekliği metrekarelere, beton ve insan fazlalığına göre ölçülemez. Bir dere nasıl akıyorsa iki dağ arasında sakin, sessiz ama kararlı kasabada yaşayan insanlarda öyle yaşarlar. Bu kasabada yetişen çocuklar vardır. Bu çocukların pek fazla seçim şansı yoktur. Elindekiyle yetinmeyi bilirler elinde olanı kullanmayı da. Arkadaş seçim şansları yoktur kim varsa çevresinde onunla paylaşmak zorundadır her şeyini. Çoğu ne zaman tanıştığını bile hatırlamaz çokta önemli değildir bu önemli olan akşam ezanı okunduğunda birlikte eve dönebilmektir. Bir kasaba çocuğu bilmesi gereken yaşta bir ressamı tanıyamaz mesela ama o ressamın çizdiği tablonun tamda içinde yaşar. Nasıl bir ressam büyütürse bir çocuk gibi tablosunu duygulu saf ve temiz bu kasaba çocukları da öyle büyürler kendi kasabalarında.
Pek farkına varamaz şehir insanı bunun çünkü farkında bile değildir ki yaşamın tadının. Her şey hızlı ve soğuk gelişir ve bir bir geçer gözlerinin önünden. Şehirler huysuz ve katıdır. Beton bir zemin üzerine kurulmuş binlerce mezardan oluşur. On binlerce insan bu mezarlar üzerinde gezinir korku ve umutsuzlukla. Herkes erken büyür ve erken ölür şehir kalabalığının içinde. Bunu bilir herkes bilirde görmezden gelir. Vakit yoktur ya da artık tamamen kaybolmuştur yaşama tutunma çabası, yılgınlık ve soluk bir yüzden başka bir şey kalmamıştır elinde şehir insanının. Ölümü bekleyen bir kelebek gibidir şehir insanı o devasa betonun her köşesinde ölümü bekler yüz binlerce kelebek. Çünkü şehirler de tüm imkanlar ölmeye o kadar müsaittir ki. Trafik lambaları, üst geçitler, ekmeğin ve emeğin fiyatı. Bu çılgınlık değilse nedir?Tüm bunların farkında olabilmenin yolu küçük bir sahili olan bir kasaba da doğup büyümüş olmaktan geçer. O sıcaklığı hissetmek tüm dünyayı kavrayabilmektir.
Çimen kokusunu tadan bir insan beton soğukluğuna katlanamaz. Kasabaları seviniz, onlar sizi yaşatır. Kasabaları seviniz çünkü insan yaşamaktan vazgeçememelidir.
                                                                     


                                                                                       Metehan Gümüş

Konuk
Latest posts by Konuk (see all)
Sosyal Medyada Paylaş
Konuk

Konuk

Merdiven Altı İnsan Kaynakları Müdürlüğü Konuk Yazar Bürosu

View all posts by Konuk →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: