Övünçler Üzerine – Berkan Çalışkan

Yaradılışımızdan kaynaklı olarak zayıf  varlıklarız, ve benlik (ego) dediğimiz yapı bu zayıflığımıza en büyük sebeptir. Bu yüzdendir ki zayıflığımızı kapatmaya kendimizi diğerlerinden üstün görmeye/göstermeye zayıflığımıza sebep egomuzu şişirmeye çalışırız. İşte budur övünmelerimizin asıl kaynağı, budur zayıflığımızın tescilli delili. Ego=1/Bilgi denklemiyle gözler önüne sermiştir aslında Einstein bizlere bilgiyle birlikte gelen tevazuyu ve asırlar öncesinden haber vermiştir Mevlana “İnsanlar, başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler“ aforizmasıyla. Şimdi gayet net anlıyoruz ki bizim bütün gururumuz/bencilliğimiz bilgisizliğimize ve kofluğumuza delalet etmektedir. Övgülerin şimartmadığı, yergilerin kalbi karartmadığı bir olgunluktan bahsetmek istiyorum o olgunluğa erişebilmekten. Övünce ihtiyaç duymadan sevinçle yaşayabilmeyi, kendini üstün görmekten çok eşitlikten lezzet alabilmeyi konuşmak istiyorum. sahip olduğumuzu sandığımız şeyleri dillendirerek yüceldiğimizi sanırken gözlerdeki ve gönüllerdeki uçurumlardan nasıl en dibe gittiğimizi anlatmak istiyorum. Her zaman sahip olduğunu düşündüğü en değerli şeyle çıkar insan toplumun karşısına. Övünçleri en kıymetli buluduğu şeye dairdir ve onunla övgüleri toplamaya gayret eder. Onu kullanır bir silah olarak yergilerinde, üstünlüğünün kaynağı o dur. kaf dağının tepesinde, bulutların üzerinde dolaşıyorsa sayesindedir yine. Türleri vardır övünçlerimizin, çeşitli kaynakalardan beslenirler. Bedene dair övüçlerimiz vardır, beynimize dair, becerilerimize ve mallarımıza dair övünçlerimiz  vardır. Hiçbiriyle övünülmemesi gerektiğine olan inancım sonsuzdur ama bazılarından daha fazla iğrenirim daha fazla irrite eder beni. Yaratılışımızdan kaynaklı olan fiziksel özelliklerimiz vardır, kimilerimiz kimilerimizden çok daha güzeldir. Çirkin olduğunu söylemem hiç kimsenin çünkü her şeyin sahip olduğu bir güzellik vardır. Ama bedeninin güzelliğiyle övünüp duranlar, işte onlar içimizde en kof olanlardır. En değerli varlıkaları hiçbir emeklerinin bulunmadığı bedenlerinden ibarettir sürekli onu sunarlar topluma ve sürekli onunla övünüp, övülmek isterler ve çirkinlik dedikleri şeyle saldırırlar diğer insanlara, aşağılayarak yukarı çıkacaklarına dair en ilkel ve iğrenç düşünce yapılarıyla. En zavallı türüdür insanlığın nazarımda bu tarz insanlar, hiçbir övünç doğru değildir evet ama hiçbir emeğin söz konusu  olmadığı bedenle övünüp durmak kadar beteri yoktur hayatta. Mallarıyla övünenler gelir benim için ikinci sırada, aslında bilgi ve becerilerinin bir neticesi olarak telakki edilebilir bir noktada bu mallar, ama miras da kalmış olabilir, belki güzelliklerinin bir getirisidir ama diğer her şeyi geride bırakır evet başlı başına bir etken olur övünebilmek için. İnsanları yoksulluklarıyla vurarak yücelme eğiliminin başkaca zavallı bir biçimidir. Süslü takıların, güzel elbiselerin, evlerin, arabaların içerisinde ve hiçbir devir ve çağda değişmemiş olan ye kürküm ye fikrindeki toplum içerisinde bir büyük övünçtür işte variyetimiz. yoksulluğun ezinç varsıllığın bir övünç olduğu ve insan mayasının en iğrenç mayası olan menfaatçiliğin doğal bir sonucu olarak kabul görür hala. Beyinleriyle övünenler vardır birde, mazur görmemekle birlikte anlayabiliriz onaları yine de. Onlar sahip olduğu bir cevheri işleterek parlatmışlardır. Bilgiye çevirmişlerdir en değerli şey olan zamanı ve algılarını, akıllarıyla birleştirerek büyük işler başarmışlardır. Belki atomu parçalamışalardır, belki bilinmeyen evrenin karanlık derinliklerine ışık tutmuşlardır bütün bunlar belki de hak etmişlerdir övünmeyi kim bilir. ama hiçbir işe yaramaksızın her mecrada bilgileriyle beyinleriyle övünen ve bir yaralı parmağa henüz işememiş olanların övünçleri vardır bir de. Ve yetenekleriyle yaratanlar vardır eşsiz değerleri. Ama güzellikler gibi yaratılışımızdan gelmez mi çoğu yetenek bununla övünebilir miyiz biz yine? bir karga ne denli utanç duyabilir ki sesinden yahut bir balık sessizliğinden? yine de kendinizi keşfedip o yeteneği parlatabilmiş olmanız bile yeterli gelebilir bazılarınıza övünebilmek için, ve bazılarınız sadece övünebilmek için tutup çıkarır onları saklandıkları yerden. Amaçları ne estetik kaygısıdır, ne bir şey yaratmak, sadece övünçlere sebep övgülere konu bir şeyler yapabilmek gayesiyle çabalayıp dururlar, bilirsiniz onları siz de en az benim kadar. İşte övünçlerimiz, zayıflığımıza perçinli olan şeyler. işte alçaklığımız yücelttiğini sanarak dilimize dolağımız övünçlerimiz. Övgüye bir diyeceğim yok, takdir edilmesi gereken elbet takdir edilmelidir, ama bunu dillendirmek lekelemektir temiz olanı yapılmış olana ihanettir. Kaldı ki övgüye bile ihtiyaç duymaksızın yapmak gerekir ne yapılıyorsa. Salt insanlığa hizmet etmek gayesi, ya da güzel olanın peşinden gitme isteği olmalıdır yaptığımız her şeye sebep. bu yüzdendir büyük insanların başını eğmesi, ben değil biz diyerek seslenmesi, ve kaygılarının insanlık olması. Övünçlerimiz eksikliklerimizdir, kendimize itiraf edemediğimiz ezikliğimizin mahsulüdür. yaralı egolarımızın kendini kurtarma çabalarıdır büyük olma gayretimizdir diğerlerinden ama şunu çok iyi bilmemiz gerekir Övünmeden, ve övülmeyi beklemeden yaşayıp gidenlerdir asıl büyük ve saygı duyulası olanlar.



                                                                                        Berkan Çalışkan

Konuk
Konuk

Konuk

Merdiven Altı İnsan Kaynakları Müdürlüğü Konuk Yazar Bürosu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir