Ekim 18, 2019

American History X (1998) – Mutu Çapraz

American History X (1998)

Yönetmen: Tony Kaye | Senarist: David McKenna | Oyuncular: Edward Norton, Edward Furlong | Ülke: Amerika Birleşik Devletleri | Süre: 118 dk. | SineKarg Puanı: 9.2/10


SELAM!

Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en kozmopolit yapısına sahip ülkelerinden biri. Bu yapının kaynağında, gelişmişliği sebebiyle aldığı göç kadar, geçmişinde bulunan kölecilik faaliyetleri de etkili. Öyle ki bugün ABD nüfusunun yüzde on üçünün siyahi olduğu –ki üç yüz milyona yakın nüfusu bulunan bir ülkede bu, Türkiye nüfusunun yarısı eder- ve bunun ciddi bir bölümünün sömürgecilik zamanında Afrika’dan getirilen siyahilerin soyundan geldiği biliniyor. Tahmin etmesi güç olmayan biçimde nüfusun büyük çoğunluğunu, Avrupa’dan göçen beyaz ırka mensup Amerikalılar oluşturuyor. Bu nüfus içinde de beyaz ırkın üstünlüğünü savunan, Neo-Nazi örgütlenmesinin ciddi ve önemli boyutlarda olduğu söyleniyor. American History X, bu iki etnik köken arasındaki güç mücadelesi etrafında şekilleniyor…


NEDEN BU FİLM?

Derek, yaşadığı muhitte tanınan bir Neo-Nazi örgüt lideri. Babasının siyahi bir uyuşturucu taciri tarafından öldürülmesi, halihazırda temeli bulunan ırkçı fikirlerine kıvılcım oluyor. Bir gece üç siyahın arabasını çalmaya çalışması üzerine, canice bir cinayet işliyor ve hapse gönderiliyor. Burada geçirdiği zaman, ona geçmişini ve fikirlerini sorgulaması için ciddi tecrübeler yaşatıyor. Hapisten çıktıktan sonra artık tek arzusu, kendisi ile aynı yolda ilerleyen erkek kardeşi Danny’i Neo-Nazizm kıskacından kurtarmak oluyor.

Derek, erkek kardeşi Danny, kız kardeşi Davina, annesi Doris, sevgilisi Stacey, yakın dostu Seth… Film, tümüyle içeriği dolu ve biçimsel olarak da bunu yansıtabilmiş oyuncuların can verdiği karakterlerle dolu. Her birini, kimisini destekler biçimde, anlayabiliyor ve hikayenin akışı içinde bir an olsun gerçekliğini yadırgamadan izliyoruz. Özellikle Derek, harikulade yazılmış bir karakter. Neo-Nazi dönemleri üzerine sıkı çalışıldığı belli.

Irkçı söylemlere, örgüt mücadelelerine, bir insanın at gözlüğü ile ne denli uç noktalara gidebileceğine dair çarpıcı sahnelerle izleyiciyi avucuna alan film, milliyet bilincinin, etnik kökene duyulan hayranlık ve ayrımcılığın tüm altyapısını objektif biçimde işleyerek başarılı bir taşlama yapıyor. Filmde aynı zamanda sınır bilinci ve vatanseverlik üzerine de çıkarılacak pek çok ders var. Hele ki Türkiye’deki Suriyeli sayısı 1.5 milyonun üzerine çıkmış ve Suriyeli sığınmacılara yönelik saldırılar gün be gün artıyorken…


BAŞKA Bİ’ ŞEY Mİ İZLESEM?

Derek’in hapishane yaşantısı içinde var olan, daha çarpıcı işlenmesi gereken kimi olayların olağan akış içinde eriyip gittiği ve bu sebeple ufak sıkılmaların yaşanabileceği söylenebilir. Filmin derdini ve bütünselliğini sarsmasa da illa bir bok atmak icap ediyorsa, bu atılabilir.


BENZERİ NE VAR?

TO KİLL A MOCKINGBIRD (1962) – Yönetmen: Robert Mulligan | Senaryo: Horton Foote
GÜNEŞE YOLCULUK (1999) – Yönetmen, Senaryo: Yeşim Ustaoğlu
25TH HOUR (2002) – Yönetmen: Spike Lee | Senaryo: David Benioff
12 YEARS A SLAVE (2013) – Yönetmen: Steve McQueen | Senaryo: John Ridley


SPOILER


“Gözümüzü açmamız gerekiyor. Bu eyalette şu an 2 milyonun üzerinde kaçak göçmen yatıyor. Burada olmaya hiçbir hakları olmayan o insanlar için eyalet geçen sene 3 milyar dolar harcadı. Tam 3 milyar dolar. Kaçak göçmen suçluları hapsetmenin masrafı 400 milyon dolar. Bu ülkeye, göçmen bürosunun işgüzarlık edip hüküm giymişleri araştırmaması sayesinde girdiler. Kimin umurunda! Hükümetimiz bile takmıyor. Sınır politikamız içler acısı. Şaşıracak bir şey yok, adamlar güney sınırımızda bizimle alay ediyor. Kanunlarımızla alay ediyorlar. Her gece bu asalaklardan binlercesi sel gibi sınırın üzerinden akarak mal bulmuş gibi geliyor. Dürüst, çalışkan Amerikalılar ihmal ediliyor çünkü hükümetimiz bu ülkenin vatandaşı bile olmayan bir grup insanın anayasal haklarına daha çok önem veriyor. Özgürlük Anıtı ne diyor? ‘Bana yorgunları açları ve fakirleri verin.’ Oysa yorgun, aç, fakir olan Amerikan halkı! Bunu düzeltene kadar almayın şu herifleri! Çünkü kaybediyoruz! Hayatlarımızı sürdürme hakkımızı kaybediyoruz! Özgürlüğümüzü kaybediyoruz! Niye? Bazı iğrenç yabancılar gelip bizi sömürsün diye. Ve bu uzaklarda olan bir şey değil! Bu, hiçbir şey yapamayacağımız bir yerde olmuyor! Tam burada oluyor, bizim mahallemizde, hemen arkanızdaki binada! Archie Miller o marketi çocukluğumuzdan beri işletirdi. Dave orada çalıştı, Mike da. İflas edince, lanet olası bir Koreli satın alıp bu çocukları işten kovdu! Ve deli gibi para kazanıyor, çünkü 40 tane kaçak işçi aldı! Hepsi gözümüzün önünde oluyor ama hiç kimse bir şey yapmıyor ve bu beni çok fena kızdırıyor! Etrafınıza bakın! Burası bizim mahallemiz değil! Burası bir savaş alanı! Bu gece bir savaş alanındayız. Karar verin! Ülkemizin ırzına geçerlerken kenarda sessizce durup izleyecek miyiz? Yoksa birleşip bir şeyler mi yapacağız?”



                                                                                                  Mutlu Çapraz



Takip

Merdiven Alti

"Varlığımız Sırlarımızdan İbaret!"
Merdiven Alti
Takip

Merdiven Alti son yazıları (Hepsini Gör)

Sosyal Medyada Paylaş
Merdiven Alti

Merdiven Alti

"Varlığımız Sırlarımızdan İbaret!"

View all posts by Merdiven Alti →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir