Mart 29, 2020
MERT-EKER-MERDİVEN-ALTI-YAZAR-OYKU-HİKAYE-EDEBIYAT

Denize Doğru Bir Adım – Mert Eker

Ama bilirdim kalbi ile severdi beni…

Sıcak kahve bardağımın üzerinden dumanlar eski kömürlü gemiler gibi tütüyor.

Elimi yakacağımdan korkuyorum ama bir cesaret ile bir yudum içiyorum. Dilim yanıyor. Üff. Yolumuz uzun olduğu için otobüsteki kaçıncı kahvem hatırlamıyorum.

Yaşamım sıcak bir kahve fincanı üzerine sığabilecek kadar kalabalık. Ve bir o kadar sıcakta eriyip giden, bir o kadar sıcağa dayanıklı.

Denizin derin suları ise bir o kadar soğuk. Dipsiz. Karanlık.

Deniz görmemiş, hissedememiş bir insandı. Hayatında ilk kez denizi hissedecek, dokunacak ve o güzel kestane gözleri parlayacaktı. Gözlerime bakıp şaşkınlığını gizleyemeyecek. Utancından elmacık kemikleri kıpkırmızı olacaktı. Ve sonra bana dönerek sordu;

-Ne zaman denizi hissedebileceğim?

-Bu deniz ile aramızdaki son sapak, otobüs o sapağı da döndüğünde hissedeceksin denizi.

Sevinç ile boynuma dolandı. Sevgi ve utanç içerisinde yanağımdan öptü. Elini tuttum. Seni seviyorum dedim. Tüm yolculuk boyunca dolaşmayan muavin yanımıza gelince hızlıca ellerimizi ayırdık. Eşimdi, yârimdi yeni evlenmiştik, yeni yuvamıza doğru yolculuk yapıyorduk. Bizim yuvamıza. İlk kez köyünden çıkıp İstanbul’a geliyordu.

Bir keresinde bana “Denizi gördüğümde kestane rengi gözlerim gökyüzü ve denizin mavisi ile karışıp benim gözlerimi de mavi yapacak” dedi. Gözlerinin gökyüzü ile denizi birleştiren bir bağ oluşturacağı inancı ile geldi buralara. Zor ikna ettim. Yoksa gelemezdi sanırım. Belki de haklıydı, yaşadığı coğrafyayı bile görememesine rağmen gözlerini ilk kez burada açacaktı.

Gözleri görmezdi sevdiğimin ama bilirdim kalbi ile severdi beni.

Aklıma bu düşünceler geldikçe birkaç kez gözlerinden öptüm ve hayatımızın gelecek yıllarda daha güzel olacağı hayaller kurmaya başladık. Ve sanırım otobüs o sapağa varana kadar en uzun yolculuğunu yapıyordu da zaman bir türlü geçmiyordu.

Çayırbaşı’n da bir apartman dairesinin en üst katını kiraladım bizim için. Balkon manzarasının boğazı görebileceği. (Ameliyat parasından arta kalan para ile ancak bu dairenin bir aylığını denkleştirdim.) ticari gemilerin onu selamlayacağı anlattım. Neşe ile o da gemileri selamlayacağını söyledi. A benim şaşkın sevdiğim.

Sonunda otobüs sapağı döndü. Yol alan kapalı dikdörtgen kutunun içinde olmamıza rağmen sevdiğim denizi hissetmişti. Elimi sıkı sıkı tutuyor ve korkuyordu. Birden sordu;

-Biz denizin üzerinden mi geçiyoruz şimdi?

O minik ellerine bir buse kondurdum ve

-Evet sevdiğim şu anda köprüden geçiyoruz. Ve sende şu anda gökyüzü ve deniz arasındaki köprüsün.

Ameliyat sonrasında ilk kez sahile iniyoruz. Kestane gözleri masmavi artık. Bir duru su birikintisinin içerisindeki o açıklık gibi adeta.  Mavi gözlerini deniz ile kavuşturmaya gidiyoruz. İlk sesi geliyor kulağımıza ve burnumuz da kokusu. İki olta balıkçısının misinaları dolanmış kesmeden düzeltmeye çalışıyorlar. Sahil boyunca balık ekmek ve midye ekmek yemek için kuyrukta bekleyen insanlar var. Bir tombul kedi kova içerisinde yüzen balıkları izliyor. Sıcaktan mayışmış köpek sırt üstü yatmış insanların onu sevmesini bekliyor.

Pantolonlarımızın paçasını iki kat katlıyoruz. İlk ayaklarımız temas ediyor denize. Eğiliyoruz beraber denizin tadına bakıyoruz. Ellerimizden akan sular üzerimize damlıyor. Islanıyoruz. Mutluyuz.

Sonra gözlerine bakıyorum.

Gökyüzü ağlamak istediğinde yağmur damlalarını nasıl denize bırakıyor ise sevdiğim de gözyaşlarını denize öyle bırakıyor.

Sonra gözlerinden öpüyorum.

Ve denize doğru bir adım daha atıyoruz…




Mert Eker

Konuk
Latest posts by Konuk (see all)
Sosyal Medyada Paylaş
Konuk

Konuk

Merdiven Altı İnsan Kaynakları Müdürlüğü Konuk Yazar Bürosu

View all posts by Konuk →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: