Kıyamet Treni – Fatih Yürür


KIYAMET TRENİ HAREKETE GEÇTİ!

                                     

PEKİ, YA BÜTÜN HİKÂYELER ANLATILDIYSA?

Dünyanın merkezindeki panayıra hoş geldiniz! Ne yazık ki perde, birkaç dakika içerisinde kapanacak gibi görünüyor. Yine de kim bundan emin olabilir ki?

İstanbul’un bu zamana kadar tanıklık ettiği en absürt hikâyenin sayfalarına dalmaya hazır mısınız? O halde Kıyamet Treni’ne biletinizi almayı unutmayın.

Yıl 1973… Hem sosyal hem siyasal hem de kültürel değişimlerle çalkalanan bir Türkiye. Sirkeci İstasyonu’ndan kalkan ve Öteki İstanbul’un ruh kokan manzaraları arasında yorgun argın hareket eden kırmızı bir banliyö treni… Trenin vagonları içerisinde muhtemelen bu çağın tanıklık edebileceği en akıl dışı öyküler vuku bulacak!

8 VAGON… 8 AKIL ALMAZ HİKÂYE!

Peki bu trende kimler var?

Emekli olmayı unutmuş bir süper kahraman eskisi, yanlış bir zaman dilimine yanaşmak zorunda kalan ve dakikalar içerisinde hayatının aşkını hiç edeceğinden habersiz bir zaman yolcusu, üretimine başlanan ilk android prototiplerinden biri, vejetaryen bir zombi, beş milyon yaşındaki bir uzaylı, gezegenin en ucuz maliyetli seri katili, anıları pazarlayarak hayatını sürdüren bir dahi ve yeterli krediyi toparlayamadığı için dünyanın sonunun gelmesine engel olmaya çalışan Şeytan…

Trendeki hiç kimse bir sonraki durağı göremeyecek ve sadece birkaç dakika sonrasında her şey sona erecek. Şayet kondüktör, son iş gününe geç kalmamış olsaydı, her şey daha farklı olabilirdi. Tabi, buna da emin olamayız…

Memento Mori Yayınları etiketiyle raflara çıkan Kıyamet Treni, ağırlıklı olarak yedinci sanat üzerine yaptığı kapsamlı derlemelerle üretim kanallarını besleyen Fatih Yürür’ün, ilk kurmaca eseri.

SİNEMASAL ÖYKÜLER DERLEMESİ

Fatih Yürür bu zamana kadar “Kıyametin Sineması: Post Apokaliptik Filmler”, “Tek Mekânlık Filmler”, “Kötü Karakterin Yükselişi”, “Sinemanın Maskeleri”, “Kötü Kötü Filmler” ve “Sinemanın Geleceği” adlarını taşıyan çeşitli sinema kitaplarına imza attı. Ayrıca “Kafkas Mitolojisi” adında bir de mitoloji derlemesi bulunmakta.

“Zemin Kat”, “Geleceği Olmayan Adam” ve “Psişik Celil ve Kişisel Devrim Antolojisi” gibi kısa kurmaca filmlerin yönetmenliğini üstlenen Fatih Yürür, “Repatriant” adını taşıyan çalışmasıyla da belgesel türünde üretimler vermeyi sürdürdü. 2018 yılında, Hakan Tunga Halkan ile birlikte, birkaç jenerasyonun hayallerini renklendiren usta illüstratör Aslan Şükür’ü hayatını anlatan “Altın Fırçalı Adam” belgeselini tamamladı. İkili daha sonra Türkiye’de sinema afişi kültürünün izini sürdükleri bir bellek yolculuğu olarak niteledikleri “Milyon Dolarlık Afiş” adını taşıyan uzun metrajlı belgesel filme de imza attı. Yürür aynı zamanda pek çok yapıma ve projeye senaryo ve yönetmenlik desteği sundu.

Yazarın ilk kurmaca derlemesi olan “Kıyamet Treni” de, pek çok açıdan bu bellek yolculuğu iddiasını sürdürmeyi hedefliyor. Türler arasında gezinen sekiz farklı hikâyenin yer aldığı kitap, 70’li yılların hararetiyle çalkanan ve dönüşümün eşiğindeki bir İstanbul manzarasını arka plana yerleştirirken, coğrafyayla ve olayların gerçekleştiği zaman dilimiyle derin problemleri olan karakterlerin portresini işliyor.

Yıllarca pek çok blog bünyesinde, yazılı ve dijital platformda içerik katkısı sunmuş olan Fatih Yürür, ayrıca dönemin kültürel vizyonlarına dair yaptığı çalışmaları da “Kıyamet Treni” ile birlikte görünür kılmayı hedefliyor. Bu bağlamda yolculuk hem yazarın geçmişine hem de geleceğe dair vizyonlarına yer veren iki yönlü bir anlatı rotası sunuyor. 90’lı yıllarda, henüz çocukken sık sık dahil oldu Mavi Tren yolculuklarından, kitabı bitirmeyi hedefledi Doğu Ekspresi yolculuğuna kadar, hayal kurmasına kapı aralayan bütün yolculuklardan da nostaljik kesitlere yer veriyor.

Bütün bunlarla birlikte Kıyamet Treni’nin okurlarına sunduğu yolculuk, nostaljik bir ruh çağırma seansı değil. Daha ziyade nostaljiden beslenen anlatı birikiminin üzerine bambaşka bir yapı kurmayı hedefliyor. Yazarın, birkaç yıl boyunca not defterlerine kazıdığı küçük küçük fikirlerin, absürtlük dozajı yüksek hikâyelere evrildiği bir yolculuk bu. Bir diğer tarafıyla da, aslında çok daha uzun bir yolculuğun fragmanı.

BİR OTOSTOPÇUNUN TREN YOLCULUĞU!

Yazarın tabiriyle Kıyamet Treni, etkilenim noktalarını açıkça işaret eden bir kitap. En kaba tabirle Douglas Adams’ın “Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi” eseriyle “Snowpiercer”ın evlendirilmiş hali gibi duruyor. Bu etkilenim noktalarına ek olarak Richard Brautigan, Neil Gaiman, Terry Pretcher, Michael Chabon, Etkar Keret ve Hunter S. Thompson gibi isimleri de işaret edebilmek mümkün görünüyor. Hem türleri hem de konseptleri gereği bu kadar farklı hikâyeyi bir araya toparlamaya çalışmak ise, yazarın önceki üretimlerini tek sesli bulması. Bu bakımdan Kıyamet Treni, yazarın kendisi ile giriştiği bir başka mücadele olarak değerlendirilebilir.

Fatih Yürür ayrıca, 2020 tarihinde içerik üretmeye başladığı ve temelde yine beslendiği bütün bu kaynakları vitrine taşımayı hedeflediği “Retroville!” adında bir de Youtube kanalına sahip. Şu sıralar da Yeşilçam’ın ötelenen tarafının hikâyelerine eğildi “Rejisör” adını taşıyan romanının üzerine çalışmakta.

  • 0
    alk_
    Alkış
  • 0
    be_enmedim
    Beğenmedim
  • 0
    sevdim
    Sevdim
  • 0
    _z_c_
    Üzücü
  • 0
    _a_rd_m
    Şaşırdım
  • 0
    k_zd_m
    Kızdım

"Varlığımız Sırlarımızdan İbaret!"

Yazarın Profili
Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (1)

  1. Mayıs 22, 2022

    Kitabı henüz okumadım. En kısa zamanda alacağım. Çok güzel bir tanıtım yazısı olmuş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir