Pertev ve arkadaşlarının uğrak mekanı olan eski tavuk çiftliği.


            Kemal Can Kayar’ın “Ve Baskınlar Bitmeyecektir!’’ adlı röportajını okumuştum. Farklı bir konuydu. Onun dışında, bu konulara eğilen pek fazla gazeteci görmedim. Benim burada yazdığım konu bonzai. Yazılan çizilen çok şey okudum hakkında. “Bonzaiye Hayır!’’ başlığı altında, nasıl üretildiğinden, nasıl zararları olduğuna, nasıl cavlağı çektirdiğine kadar, birçok şey. Ama benim istediğim muhabbeti kullanan birinin ağzından dinlemekti. Yani, bu bir röportaj değil aslında; yıllardır tanıdığım bir arkadaşla, zaten daha öncesinde defalarca dinlemiş olduğum bir sohbeti kayda almaktı. Oturduk, sohbet ettik. Bir saate yakın sürdü. Konu oradan oraya atladığından çok dağıldı; ancak aklıma gelen her şeyi tekrardan sordum. Verdiği cevapları da redakte bile etmeden, aynen geçirdim kağıda. Arkadaş, Çorlu’nun küçük bir köyünden. Biraz evhamlıdır; aramızda kararlaştırdık, ismini Pertev diye geçirmeye karar kıldık. Amacım tespit falan yapmak değil, bana düşmez o. Ben yalnızca göstermeye çalıştım. Ama şunu söylemezsem rahat etmez içim. Biz Bonzaiye Evet demiyoruz tabii ki. HAYIR, sonuna kadar hem de. Ama bir noktayı kaçırıyor herkes. Bu adamların elinden bonzaiyi alınca yerine koyacağınız şey ne? Küçük bir çocuğun elinden şekerini almaya benzemiyor bu maalesef. Onu başka türlü de avutursunuz. Bu adamları neyle avutacağız peki? Daha sağlıklı bir yaşam mı? Sağlıklı insan ilişkileri mi? Birbirimizi kandırmayalım, bunların hepsi safsatadan ibaret teselliler. Artılarını eksilerini kendileri de biliyorlar. Diyorum ya, cevabımız varsa eyvallah. Bonzainin yerine koyacağımız şey ne? Her kafadan başka bir ses, ama cevap; yok. O halde bununla mücadele ederken, onları da zayıflıkla ya da herhangi başka bir şeyle yargılamayalım. Bunu gözden kaçırmayalım yeter. Hem bir farkımız yok; biz Twitter’da Ali Lidarcılık oynayarak uyuşturuyoruz kendimizi, onlar da bonzai içiyorlar.

 Pertev, kaç yıldır bonzai içiyorsun?

 Üç seneye yakın oldu moruk.

 İki yıl içinde öldürüyor deniyordu, yanlış mı hatırlıyorum?

 Aynen. Televizyonda haberleri çıkmıştı bir ara. İki yılda kesin ölüm falan sıkıyolardı ama biz hala hayattayız, baksana.

 Öldürmüyor mu diyorsun yani?

 Yok be kanka, öldürmez mi. Birkaç ay oluyor. Çarşıdan bir kamil dikti nalları işte. Lavuk, öğle vakti içmiş arsanın birinde. Almış dumanı, tık gitmiş anında.

 Zamansız vuruyor diyorsun yani?

 Bünye meselesi moruk.

 Kafası nasıl aga?

 Sorma be, biz de hep aynı işte.

 Anlat ama o kafayı biraz.

 Ya moruk, ölüm tribi işte, anladın mı? Gerçi takıldığın ortama göre değişir. Bizim kamiller hep ölüm tribine tutuluyolar, hep aynı. Kafayı bozuyolar habire, bir şeylere uyuz oluyolar falan.

 Ölüm tribi nasıl oluyor?

Bonzai için kullanılmış ‘pet’.

 Tutuluyosun kanka, kafayı ona takıyosun. Bizim tayfayla içtik yine geçen. Ben aldım bi kapak, eve uzadım. Lan yolda gidiyorum, bir anda dedim biri takip ediyo beni. Gece vakti kimse de yok dışarda. Dedim çekicek bir köşeye şimdi, sıkıcak kafama. Ama inandım yani, anladın mı? Harbi tırstım. Habire arkama bakıyorum, kimse de yok. Eve zor attım kendimi.


 Hep mi böyle kafası? Çekilir mi aga bu?

 Bakma sen, takıldığın adama göre değişiyo. Bir kere ortam olmuştu, hatunlar falan da var. O zaman güzeldi. İçtik hep beraber. Herkes çekildi bir köşeye sohbet ettik. Baya bir mevzu tartışıyoruz ama. Başkaları da var, tanımadığım insanlar. Habire tartışıyoruz. Ayılınca da hatırlıyorduk hepimiz. O zaman farklı bir şey olmuştu. Şimdi sorsan hatırlamam ne konuştuk.

 Sakinleştirici bir etkisi mi var? Yatıştırıyor mu yani insanı?

 Aynen aynen. (Pek dinlemiş gibi görünmüyor.) Elin ayağın boşalıyor be kanka.

 Biraz daha tarif et.

  Ya oğlum işte kaskatı oldu arkadaşın biri içtiğinde. Bana da olmuştu bir kere, ellerim kasıldı falan, kitlendim.

 Kanın çekiliyormuş gibi hissediyor musun? Sanki ruhun uçuyor gidiyor hesabı.

 İçmen lazım işte moruk, ne biliyim. (Kahkaha atıyor birden) Ha bak ne oldu. Yine bizim arkadaşın başına gelmiş. Gerçek he bu. Lavuk içiyo bonzaiyi. Sonra oturduğu yerde susamış, demiş boğazım kurudu bir bardak su içeyim. Elini atıyo koltuğun kenarına. Bardak falan yok ama. Öyle alıyo eliyle bardağı lık lık dikiyo kafasına. Halbuki ne su var ne bardak. Kendisi de farkında ama. Ayıktın mı?

 Farkındaysa neden öyle bir şey yapıyor peki?

 İşte moruk su içiyor gibi geliyor ona. Kırık işte.

 Pertev, günde kaç posta içiyorsunuz siz bunu kardeşim?

 Para şekline bağlı. Öğlenden iniyoruz mahalleye, alıyoruz işte. Ne kadarlık olursa.

           

 Mesela beş liralık, on liralık. Ne kadarlık yani?


 Aga zaten beş liraya şu kadarcık bir şey oluyor. (Parmağının ucunu gösteriyor.) Gerçi sen öyle bir duman alsan yıkılırsın direk. (Gülüyor.)

 Esrara göre daha etkili mi diyorsun?

 Tabii kanka ya! Zınk ediyo, vuruyo kafası anında.

 Misal sen ne kadarlık içsen zınk ediyor?

 Her seferinde aga. Ama bizi kesmiyor işte, ne yapıcan. Bazen para olmuyor, alıyoz beş liralık. Geliyoruz, içiyoruz burada. Sonra biri çıkarıyo bir yirmi kağıt. Hadi bakalım hoppaa yine mahalleye.

 Para olsa sabahtan akşama kadar takılacaksın yani?

 Napalım be moruk. Yapcak bir şey yok ki başka. Ben bunu içiyorum, sonra gidiyorum eve. Takılmıyorum öyle dışarda. Adımız müptezele çıkmasın hesabı.

 Sen çalışmıyorsun da tabii. İş güç de yok.

 Çalıştım be kardeşim. Adam gibi iş yok ki! Nerde tıraş işler hep bize denk düşüyo. Askerlikten önce koymuyodu, bakma sen. Şimdi kaldıramıyorum öyle şeyleri.

 Peki, neden esrar değil de bonzai?

 Moruk ben hap da kullandım. Onun da düşüşü beter. Esrar kafama girmiyo ki artık. Traş onlar kanka. Bunu az bir şey de içsem kafası geliyor, tertemiz.

 Hadi esrarını, bonzaisini bırakalım bir kenara. Neden uyuşturucu kullanıyorsun?

 Çekilmiyo başka türlü be kanka.

 Çekilmeyen ne? Hayat mı?

 Hayat çok ikiyüzlü moruk, valla bak. Herkes kahpelik peşinde.

 Herkes dediğin kim Pertev?

 İnsanlar işte kanka. Hep yolundalar. Ben bunu içince boş koyuyorum. Takmıyorum kafaya.

 Gerçeklerden kaçıyorsun yani? Kabul ediyor musun bunu?

 Ya neyse ne moruk. Bizim adres düşler sokağı. Gelsin, istiyorsa buyursun herkes.( Sırıtıyor.)

 Senin bu tayfa, içmek dışında da takılıyor musun onlarla?

 Zaten hep içiyoruz aga. Sabahtan toplanıyoruz, kuruyoruz teşkilatı.

 Peki, içmeyen arkadaşın var mı hiç?

 Olmaz mı ya, sen de iyice müptezel yaptın bizi!

 Onlarla çok sık görüşmüyorsun ama değil mi?

 Ya kanka yanlarında içiyom, onlar içmeyince olmuyo yani, anladın mı? Aynı telden çalmıyoz. Ama onlarla takılınca çok içmiyorum, iyi geliyor bana da.

 Aslında çok içmek istemiyorsun anlaşılan?

Pet.


 Tabii moruk ya, bakma bitiriyor adamı. Çok kilo verdim ben, iştahım kalmadı. En iyisi alkol aslında.

  Bırakmayı denedin mi hiç?

 Hiç girme oraya kanka. Bak, bizim tayfadan Amatem’e yatan oldu mesela. Ama çıktılar, yine içtiler. Şimdi ben bıraktım desem, yarın gelir yine içerim yani. Ne yalan söyliyim.

 Ailen biliyor mu peki?

 Yok moruk. Evde içmem ben. Ama kesin ayıkıyolardır yani. Nasıl ayıkıyolardır o da biliyo musun? İçip geliyosun eve, gözler kaymış falan. Bir şeyler döndüğünü anlıyolardır illa.

 Son soru kardeşim. Kullanmamış olanlar için tavsiye ediyor musun bonzaiyi?   

 Yok be oğlum, hiç bulaşmasınlar. Ama öyle atıp tutmasınlar hakkımızda yani. Bilip bilmeden konuşuyo millet, uyuz oluyorum.

Eski tavuk çiftliği.

 Ne diyorlar hakkınızda?


 Ya ağzı olan konuşuyo be kanka. Etiket ediyolar bizi. Neymiş bunlar bağımlıymış falan. Lafımızı yapıyolar, anladın mı?

 Tamamdır. Ekleyeceğin son bir şey var mı?

 Yok moruk, kimseye bir şey dediğimiz yok. Bıraksınlar, herkes kendi dalgasına baksın.

 Sohbet için teşekkürler Pertev. Yarın yine içmeye devam mı?

 Ne yarını be oğlum! Daha bu gece bitmedi. (Gülüyor)



                                                                                
                                                                                                Ekin Gökgöz






Ekin Gökgöz

.

0 yorum

Aklınızdan Ne Geçiyor?

%d blogcu bunu beğendi: